Hükümetler temiz hidrojeni yalnızca karbon emisyonlarını azaltma hamlesi olarak değil, aynı zamanda ulusal enerji güvenliği ve sanayi büyümesinin anahtarı olarak görüyor. Bu yönelim doğrultusunda temiz hidrojen projelerine aktarılan küresel kümülatif yatırım tutarı 130 milyar doları aştı.
Projelerin yüzde 90'ı inşaat veya işletme aşamasında Sektör temsilcisi Hidrojen Konseyi (Hydrogen Council), verileri Tokyo'daki Hidrojen Enerjisi Bakanlar Toplantısı kapsamında yayımladığı "Küresel Hidrojen Pusulası 2026" raporunda paylaştı. Konsey, taahhüt edilen 570'ten fazla projenin yıllık yaklaşık 6,9 milyon metrik tonluk temiz hidrojen üretim kapasitesini desteklediğini bildirdi.
Raporda, söz konusu projelerin yaklaşık yüzde 90'ının hâlihazırda yapım veya aktif işletme aşamasında bulunduğu vurgulandı. Ülke bazındaki dağılımda ise Çin, küresel ölçekte taahhüt edilen yenilenebilir hidrojen kapasitesinin yarısından fazlasını tek başına üstleniyor.
Avrupa yatırım miktarında ikinci sırada konumlanırken, ABD düşük karbonlu hidrojen altyapı kurulumunda küresel liderliği elinde tutuyor. Yüksek maliyetler ve zayıf talep sektörü zorluyor Konseyin değerlendirmesine göre hâlihazırda yürürlükte olan politikalar, 2030 yılına kadar yıllık 6 milyon tonluk hidrojen talebini karşılayabilecek güce sahip.
Hükümetlerin mevcut tedbirleri tam olarak uygulamaya geçirmesi durumunda bu hacme 5 milyon ton daha eklenebilecek. Buna karşın hidrojen sektörü küresel ölçekte önemli engellerle karşılaşmaya devam ediyor. Yükselen üretim maliyetleri ve düşük karbonlu yakıta yönelik zayıf seyreden talep, birçok girişimi ticari açıdan sürdürülemez hale getirdi.
Yeşil hidrojen geliştiricileri bu tablo nedeniyle yatırımlarını küçülttü ve dünya genelinde çok sayıda projeyi iptal etti. Özellikle çelik üretimi ve uzun mesafe taşımacılığı gibi doğrudan elektrik enerjisine geçişi zor olan ağır sanayi kolları, düşük karbonlu yakıtlara dönüşümün aşırı pahalıya mal olduğunu belirterek geçiş planlarını yavaşlattı.